Güzergah: Ordu – Giresun – Tirebolu

Sabah 6 gibi dalga seslerine uyanıyorum. Dalga demek rüzgar demek, bilenler bilir Karadeniz’de rüzgar genelde doğudan batıya eser. Buda benim gidişatımı olumsuz etkileyecek anlamına geliyor. Olsun, yinede sıkıntı yok yola çıkınca yol bir şekilde biter. Aslında yol hiç bitmesede hep gitsek değil mi? Sabahın erken saatlerinde iştahım olmadığı için kahvaltıyı yine yolda bir yerlerde yaparım diyerekten düşüyorum yine yola. 20140801_084258Piraziz ilçesin geldiğimde de Haşlamacı İlhan Ustanın yerinde duruyorum. Kahvaltı olarak yine protein deposu haşlamamı içiyorum. Gelen gidenin çok olduğu sabah saatlerinde genelde konu Trabzonspor oluyor. Hararetli hararetli bu sezon için yapılan transfer ve takımın durumu hakkında konuşmalar geçiyor İlhan usta ve müşteriler arasında.

Dağların yeşilliği ile denizin maviliği arasındaki grimsi yolda süzülüyorum resmen ve öğlene doğru Giresun’a variyorum. “Giresun Gabuğunu Gırdı” şeklinde tabelaları görürseniz şaşırmayın 🙂 Giresun tanıtım sloganı olan bu slogan ile ilgili şu videoda oldukça komik olmuş.

Giresun’da gezilecek yerler arasında gösterilen Giresun Kalesine çıkıyorum bisikletim ile. Kaleye varmadan tarihi Giresun Üniversitesi önünde fotoğraf çekiyorum ve bir yetkilide yanıma yanaşıp meraklı sorularını yöneltiyor bana. Ve Giresun hakkında da bolca bilgide veriyor. Buraya kadar bisikletim ile çıkınca kalenin en uç noktasına kadarda gitmeliyim diyerek yine insanların şaşkın bakışları arasında kalenin en ucuna kadar gidiyorum. Manzara eşliğinde birde yemek yemek için kalenin içinde bulunan restorana gidiyorum. Sürekli pide yemekten bıkkınlık gelmiş olmalı ki menüden pide kısmına hiç bakmıyorum bile. Yanlış anlaşılmasın pide yediğim her yerin pidesi güzeldi ama sürekli pide yenmiyor tabi. Tavuk ızgarayı özlemişim tavuk ızgara söylüyorum ama bekle bekle bir türlü gelmek bilmiyor ve manzaram güzelde olsa aç karnına manzara bile izlenmiyor. Söylene söylene bir ediyorum ve gelen ızgarayı görüncede daha da çok söyleniyorum. Her neyse çıkarken restoran yetkilisini bulup kendisine verdikleri hizmetin kalitesi hakkında bir çift laf ediyorum. Binbir türlü bahane üretmeye kalksada dinlemeden çıkıyorum.

IMG_20140801_114306

Kale içerisinde ilerlerken burada karavana dönüştürdükleri minibüs ile tatil yapan iki tontiş insana rastlıyorum. Gezgin kanı çekiyor tabi selamlaşıp oturuyorum yanlarına. Sezer abi ve eşi emekliliklerini ne güzelde geçiyorlar böyle değil mi? Çoğumuzun hayali ama azımızın gerçekleştirebildiği bir hayal. Karavanları ile geziyorlar bol bol ve her gittikleri yerde 15 gün kadar konaklayıp geziyorlar. Sezer abide daha önceden bisiklet kullanmış ve o kadar içi gidiyor ki binbir nasihat ederek tecrübelerini aktarıyor bana. Kendileri ile muhabbet çok güzeldi ama yolcu yolunda gerek diyip düşüyorum yine yola. Giresundan çıkmadan kaleden inerken Tarihi Giresun Evlerinide ziyaret ediyorum.

IMG_20140801_133128

20140801_143435Yolda yüzmekten gelen 2 genç arkadaş otostop ile evlerine gitmek için yol kenarında bekliyorlar. Kendileri ile “Hellolaşıyoruz.” (Malum turist sanıp hello diyen çok!) Bende yanlarında durup turist gibi davranarak ingilizce yol tarifi soruyorum. Yüzlerindeki heyecan dillerinin döndüğünce anlatmak istedikleri Tirebolu ilçesi, yolun düz olduğu, tünelin kısalığı uzunluğu hakkında anlattıkları gerçekten dinlemeye değerdi. Şakayı fazla uzatmayıp türkçe konuşmaya başlayınca yüz ifadelerini görmeniz lazım 😀 Sonra tanışıyoruz elbette ve bir selfie çekiyoruz kendileri ile. Sağlıcakla kalın gençler…

Tireboluya giderken meşhur Karadeniz tünellerini bir bir geçmeye başlıyorum. Lakin bu tüneller oldukça tehlikeli görünüyor. O yüzden kimisinde inip yürümek zorunda kalıyorum. Yolun en kenarındaki mazgallar “gel içime düş” der gibi dikine dikine konulmuş.

IMG_20140801_173358Yol üzerinde Çarşambalı arkadaşların bahsettiği güzel çay içebileceğim 42 Tirebolu çay fabrikasında bir çay molası veriyorum. Tabi bu çayıda uzun saçlıya ithafen bardak bardak içiyorum. Sonra buradaki çay fabrikasını gezmeye gelen turist kafileleri arasına karışıp çay fabrikasını ve istisnasız her gün bardak bardak içtiğimiz çayın ne aşamalardan geçtiği hakkında bilgi sahibi oluyorum. Çay fabrikasını gezdiren yetkili Karadeniz’de ki en iyi çayın Tirebolu’dan çıktığını söylüyor. Bunuda Tireboludaki çay fabrikalarının ortalama 2000 rakımlarda olduğuna bağlıyor. Ayrıca neden 42 Tirebolu diye merak edenler için Tirebolu ilçesinden Kurtuluş Savaşında savaşa katılanlar 42.alayda savaştıkları için 42 Tirebolu denmiş. Çay fabrikasını da gezip içtiğimiz çay nasıl işleniyormuş konuları hakkında da bilgi sahibi olduktan sonra yola devam ediyorum.

Planıma göre bu gece Görele ilçesinde kalmayı planlıyordum. Görele ve bisiklet denilince akla gelen isim Serkan Namazcı ‘dır. Kendisine ulaşıp bu bölgede kamp kurabileceğim bir yer soruyorum. Görelede kamp kurulacak yer olmadığını ve Tireboluda kamping alanı olduğunu söylüyor. Bu bilgi doğrultusunda bu gece Tirebolu Plajında kalmayı planlıyor ve Tirebolu plajına gidiyorum. Kamp kuracak yerimi ayarladıktan sonra akşam yemeği için bir şeyler arıyorum fakat lokantalarda çok sıra var nereye gitsem istediğim şeyin yarım saatten aşağı çıkmayacağını söylüyor. Benimle aynı şekilde mağdur olan birkaç kişi ile birlikte hareket ediyoruz. Hem tanışıp sohbet ediyoruz hemde pidelerimizin olmasını bekliyoruz. Evet yine pide yedim 😀 Ne yapalım arkadaş Karadenizin her ilçesinde olduğu gibi burada da pide meşhur. Tur sonunda en iyi pideyi nerede yediğimin değerlendirmesini yapacağım merak etmeyin.

Pidemi yedikten sonra bu gece gün batımında yüzmektense gün batımını izlemeyi tercih ediyorum ki zaten çadırımı kurana kadar güneşte gözden kayboluyor. Çadır komşularım ise Erzurumlu Alperay ve ailesi.  Fakat deniz kenarında çadır kurulurda denize girilmez mi? Çadırı Alperay’a emanet edip hava karanlıkta olsa günün yorgunluğunu atmak ve ardından duş almak için denize giriyorum. Bugün de yüzerken dolunay eşlik ediyor bana. Yine hayatımda bir ilki yaşayıp dolunay eşliğinde yüzmenin keyfini çıkartıyorum. Dolunayın denizde oluşturduğu yakamoz ile yüzme keyfi yapıyorum.

IMG_20140801_220001Sırada plajda bulunan soğuk duşta duş almak. Arkadaş su çivi gibi, titreye titreye alıyorum duşumu. Fakat ne yorgunluk kalıyor nede başka birşey. Bunun üstüne güzel bir uyku ile yarın Trabzon’a gidilir. Çadıra geri geldiğimde Alperay’ın babası ızgarada alabalık yapıyor. Karnım tokta olsa benim için hazırlanmış bir porsiyon alabalığı geri çevirmiyorum. Balıkta bir güzel olmuş ki yanındaki salata ve gazozda cabası. Yemek faslından sonra Alperay ile uzun uzadıya konuşuyoruz hayatımızın belli kesitlerinden özelliklede benim bisiklet turu ve yaptığım diğer gezilerden. Alperayda oldukça spor ile ilgilenen bir arkadaş ki buz hokeyi dahi yapmışlığı var. Ve bu sporu yapmak için yaşadıklarını duysanız takdir edilesi yani.

IMG_20140801_234237Gecenin ilerleyen saatlerine doğru ise Alperay’ın babası Ekrem abi ve diğer çadır komşumuz Abdulbari abi ile semaverde çay keyfine davet ediliyorum. Bu güzel çayın eşliğinde biraz siyaset biraz ülkenin geleceği gibi konularda çene patlatıyoruz. Yani bugünde ülkeyi kurtardık. Bu arada bu çayıda uzun saçlıya ithafen içmeyi ihmal etmiyorum 😀

Son olarak ise Tirebolu Plajı hakkında bilgi verecek olursam çadır kurmak için oldukça güvenli bir alan ki zaten burası kamping olanı olarak ayrılmış. Her sene civar illerden ve genellikle Erzurum’dan birçok kişi buraya yüzmeye geliyor.

Dadaşlar ile güzel ve keyifli bir çadır komşuluğu yaşayacağınızdan emin olun.

Tur Bilgileri

Günlük Alınan Mesafe: 82km
Ortalama Hız: 19km/s
Toplam Alınan Mesafe: 282km

11 Thoughts on “Karadeniz Bisiklet Turu – Giresun

  1. Erdoğan yunus 25 Eylül 2014 19:21 tarihinde yorum yaptı:

    Vallahi helal olsun kardeşim biz bisikletle çarşıya gitmeye üşeniriz sen nerelere gitmişsin

  2. İmrendim 25 Eylül 2014 21:32 tarihinde yorum yaptı:

    gerçekten muhteşem bir tur yapıyorsunuz size imrendim doğrusu pedalınıza kuvvet

  3. alperay 25 Eylül 2014 21:36 tarihinde yorum yaptı:

    abi bende seninle tanıştığıma çok memnun oldum çok güzel bi yaşantın var güzel bi anı oldu benim içinde. herkese de anlattım yaptıklarını hayretle dinlediler ama kimse inanmadı 🙂

    • Musab Yardım 25 Eylül 2014 21:40 tarihinde yorum yaptı:

      Eyvallah dostum benim, sen ve ailen mükemmel insanlarsınız. Ailene selamlar. Bu arada inanmayanlara vereceğin site adresini biliyorsun 😉 Yazıların devamı ilerleyen günlerde yayınlanacak inşallah.

  4. Cengiz 27 Eylül 2014 08:09 tarihinde yorum yaptı:

    bence sende gabuğunu gırmışsın evlat 😀

  5. özlem 7 Ekim 2014 22:46 tarihinde yorum yaptı:

    kıskanmamak elde değil 🙂 turların gezilerine artık diyecek birşey bulamıyorum 🙂 zaman buldukça okuyorum bakıyorum baktıkça okundukça imreniyorum 🙂 ama ne olursa olsun hayatın en iyi şekilde dolu dolu geçiyorsun en azından arkana donup baktıgında birşeyleri gerçekten başarabilmissin 🙂 bu arada elmaları yerken bu kadar insanı düşün göz hakkı var yani 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Post Navigation