Güzergah: Göynük/Çubuk Gölü – Sünnet Gölü – Mudurnu

Sabah uyandığımda gördüğüm manzara karşısında Çubuk gölünün üzerine ayna mı koymuşlar yoksa dağ Çubuk gölünün içine mi düşmüş sorularına yanıt ararken evet bu göl her ne kadar bakımsız da kalsa doğal güzelliği yitirmemiş dedirtti. Hemen arka tarafımda yine bakımsız kalan yel değirmenleri bir zamanlar biz dizi filme konu olmuş. Fakat filmlerin çekiminden sonra ne yazık ki terk edilmiş haldeler. Benim görebildiğim sadece bir tanesinin kullanılıyor olduğuydu. Sanırım oda numunelik olarak kalmış.

Gece çiğ düştüğü için çadırın kurumasını beklerken ve hazırlanırken balık tutan amcalar çoktan uyanmış hatta gece oltalara balık vurduğu için nöbetleşe uyumuşlar ve şuan kahvaltı hazırlıyorlardı. Benide kahvaltı yapmadan göndermek istemediler bende bu davetlerini kırmayarak onlarla çok güzel bir kahvaltı yaptım. Kendilerine buradan da tekrardan teşekkür ediyorum. Kahvaltının ardından Çubuk gölü etrafında kısa bir tur atarak kuruyan çadırımı da toplayıp düşüyorum yeniden yola.

Yol üzerinde irili ufaklı köyler içerisinden geçiyorum ve bu sayede hiçbir zaman su sıkıntısı çekmiyorum. Karadeniz de pedallıyor olmanın en büyük nimeti bu olsa gerek. Sık aralıklarla buz gibi su akan çeşmeler bulabiliyorsunuz. Yol çalışması nedeniyle bazı yerlerde bisikletten inerek ittirmek zorunda kalıyorum. Yol çalışması doğanın rengini değiştirecek seviyeye gelmiş. Bir yağmur yağsada şu karaçamların güzelim yeşilliği ortaya çıksa.

Sünnet gölü yol ayrımına geliyorum. 4km ciddi bir yokuş çıkmak gerekiyor Sünnet gölü için. Etrafını karaçamların çevrelediği ve doğam yaşama ait tüm güzellikleri içerisinde barındıran bu göle gitmeye değer diye düşünüyorum. Göle çıkarken yol kenarında doğal alabalık tesisleri bulunuyor. Sünnet gölüne vardığımda ise çıktığım yokuşa değdiğini birkez daha anlıyorum. Bu yoldan geçen herkes neredeyse buraya uğruyormuş. Bir söğüdün gölgesinde oturarak dinleniyorum ve etrafımdaki insanların sordukları soruları yanıtlayarak meraklarını gideriyorum. O kadar sorunun muhabbetin ardından göl kenarında bir fotoğrafımı çektiriyorum tabi 🙂 Şarjımda azalmak üzere olduğundan göl kenarındaki restoranda yemek yerken telefonu da şarja takıyorum. Mudurnu denilince akla ilk gelen tavuk olduğu için çoğu yerde bunu simgeler bir tavuk heykeli görebilirsiniz. Göl kenarında camping alanı olduğunu görüyorum planıma göre Mudurnuya ulaşmam gerekse de merak edip soruyorum ve kamp kurma bedeli olarak 20TL istediklerini öğreniyorum.

Mudurnuya giderken genelde köy yollarını tercih ediyorum ve saat 5 gibi Mudurnuya varıyorum. Öncelikle kamp kurabileceğim yer soruyorum polis ve jandarmaya söyledikleri yerler pek içime sinmiyor ve kendileri de sorduğum sorulara istemeyerek yanıt veriyorlar. Tek başıma olduğum için bende güvenliğinden emin olmadığım bir yerde asla çadır kuramazdım. Şehir merkezindeki otel gecelik 50TL fiyat  istiyor. Bende Mudurnu içinde gezmeye devam ederken tarihi konakları görüyorum. Birkaç tanesini aradığımda günlük konaklama fiyatlarının 50 – 100 TL arası değiştiğini öğreniyorum. Son olarak Hacı Şakirler Konağını arıyorum telefona çıkan Fatoş abla ile görüşüyorum. Kendisi önce konağa gelip görmemi ve daha sonra fiyat vereceğini söylüyor.

Mudurnunun sonlarına doğru olan bu konağa gittiğimde çok sıcak bir karşılama ile karşılanıyorum. Konağı karı koca Fatoş abla ve Mehmet abi işletiyorlar. Mehmet abi beni bisikletle görünce ve ne kadar güzel birşey yaptığımı düşününce akşam yemeği ve sabah kahvaltısı dahil 30TL ‘ye kalabilirsin diyor. Bu beklemediğim samimi ve sıcak karşılama ve uygun fiyat karşısında burada konaklamamak için başka bir nedenim kalmıyor. Demir atımı bile konağın içerisinde uygun bir yere koyuyoruz. Mehmet abi ve Fatoş ablaya da gösterdikleri güleryüz, samimiyet ve misafirperveliklerinden ötürü tekrardan çok çok teşekkür ederim. Konağı gezdiren ve tarihini anlatan Mehmet abi daha sonra konakta kalan Meltem ile beni tanıştırıyor. Meltem abla, oda benim gibi gezgin sayılır. Doğa düşkünü ve Mudurnuyu çok sevdiği için buradan eski bir konak alıp restore etmek istiyor. Ayrıca komşu dede ve ninede konağı ziyarete gelmişler. Bizde hep birlikte oturuyoruz ve bende dinlenmiş oluyorum. Konağın ufak tefek işlerinde yardımcı olan Serkan geliyor ve onunla da tanışıyoruz. Duşumu aldıktan sonra Serkan sağolsun bana Mudurnuyu bir rehber edasında gezdiriyor. Mudurnu saat kulesi, eski çarşısı gibi her yerine götürüyor ve anlatıyor. Burada çekilen dizilerin ekiplerine de bu konularda yardımcı olduğunu söylüyor.

Birlikte yardımlaşarak hazırlanılan enfes akşam yemeğini de yedikten sonra çay eşliğinde koyu bir muhabbet alıyor bizi. Mehmet abi konaktan, Meltem ve ben gezdiğimiz gördüğümüz yerlerden bahsediyoruz.

Mehmet abi, bu konakta kalmanın ana felsefesi “kendinizi ninenizin dedenizin evinde gibi hissetmenizi sağlamak” diyor.  Nitekim de öyle hissetmemizi sağlıyor. Konakta bana tahsis edilen odanın adı “Çitlenbik” yanlış hatırlamıyorsam burası zamanında gelin odasıymış. Konakta hangi tarafa baksanız ayrı bir eser görüyorsunuz. Herşey olabildiğince o zamanı yansıtmak için dizayn edilmiş. Konak hakkında söylenecek o kadar çok şeyin olmasına rağmen bunları söylemektense aşağıdaki bir dizi fotoğrafla anlatmaya çalışayım ve imkanı olanın en azından gidip 1 gece burada konaklamasını kesinlikle taviye ederim.

Tur Bilgileri

Günlük Alınan Mesafe: 62km
Ortalama Hız: 15.97km/s
Toplam Alınan Mesafe: 287km

Yükseklik Grafiği

Göynük - Mudurnu Yükseklik Grafiği

Göynük – Mudurnu Yükseklik Grafiği

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Post Navigation